TIRNAKLAR

Yüzün bir parçası olmamakla birlikte el tırnaklarının renklendirilmesi de aslında yüz makyajının belirleyiciliği altındadır.

Zira özellikle ruj rengi ile oje renginin birbirini tutması, hatta bir olması güzelllik kurallarından biri olarak kabul edilmekte­dir. Ancak bu genel kuralı da yine özgürlüğü içinde değerlendirip, uygula­mak gerekir. Zira dudaklar gibi tırnaklar da çeşit çeşit biçimlidirler. Dolayısıyla her renk, her tırnağa gitmez. Örneğin kırmızı rengin koyu ve parlak tonları ince uzun tırnaklarda çok iyi durduğu halde, kısa ve geniş tırnaklarda aynı etkiyi yapmaz ve gereksiz yere dikkatleri çok fazla ellere çekebilir. Oysa kısa ve yayvan tırnaklar esas olarak kısa ve kalın parmaklı elllerde yani bakışları üstüne toplamakta pek bir yarar olmayan ellerde bulunur.Böyle tırnaklar için açık renkler. Hatta beyaz oje parmaklan ince ve uzunca göstereceği, dikkatleri de çok fazla çekmeyeceği için daha uygundur. Elleri kırışmış yaşlı bayanların ise oje yerine yalnızca cila ile yetinmeleri yerinde olur. Eğer sedefli yahut beyaz renk oje değil de renkli bir oje yeğlenmişse bunun rujla aynı renkte olması gerekir. Tabii tırnakların biçimi rujla aynı renk bir oje sürmeye elveriyorsa. Yoksa en iyisi beyazı seçmektir. Birkaç kat sürülecek beyaz oje özellikle kısa ve enli tırnaklara parlaklık kazandıracaktır.

Renk seçimi kadar önemli bir nokta da tırnakları düzgünce boyamak ve daha bile önemlisi boyanın silinip çıkmamış olması­na çok dikkat etmektir. Kimi kadınlar tırnaklarını iyi boyayamazlar. Ya fazla sürüp etlerine taşınrlar, ya da tam tersine taşırmaktan kaçınmaya çalışırken tırnak diplerine ve yanlara oje sürmezler. Böylece tırnakta boyasız yerler de kalır ve bunlar dikkatli bir gözden kaçmayacak kusurlar­dır. Ama daha da kötüsü tırnakları ojeledikten bir süre sonra -örneğin yirmi-dört saat yahut kırk sekiz saat sonra-tırnağın bazı yerlerinde ojenin kalkıp dökülmesidir. Ortaya yarısı boyalı, yarısı boyasız, badanası dökülmüş duvar gibi bakımsız ve göze oldukça çirkin gelebilen tırnaklar çıkar. Böyle olacağına hiç boyalı olmaması aslında daha iyidir.
Bu bakım­dan tırnak bakımına dikkat etmek, gerekiyorsa berberde manikür, pedikür yaptırmak ve tırnağın sağlığı açısından arada bir -mümkün oldukça- bir süre hiç oje ya da cila sürmeden hava almasına olanak tanımak iyi olur. Zira tırnak da canlı bir organdır ve dolayısıyla hava almaya canlı, sağlıklı kalması için gereksi­nimi vardır. Tırnağın “ölü” kısmı ancak kesilebilen kısmıdır. Oysa tırnakların boyanırken yalnızca ölü kısmının değil, bütününün kapatıldığı unutulmamalıdır.
Kuşkusuz bu söylediklerimiz ayak tırnaklan için de geçerlidir. Ve el tırnakla­rıyla aynı rengi taşımaları, özellikle yaz aylarında gereklidir.

Benzer Konular:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir