Kilo vermek için önemli bilgiler ipuçları

Dr. Ozan Tunçer diyetlerin insanlara kilo aldırdığını ve oluşan sektörde büyük bir aldatmaca yaşandığını iddia ediyor. Sağlıklı kilo vermenin tek yolunun vücuda kulak vermek olduğunu söyleyen Tunçer; `diyetler obeziteye davetiye çıkarıyor` diyor

Yılın bu zamanları büyüklü küçüklü herkesin diyet yapma günlerine rastgeliyor. Kimimiz üç günlük şok diyetlerle işi bitirmek isterken, sağlıklı davranmak isteyen bazılarımız diyetisyenlerin kapısını aşındırmaya başladı bile. Amaç yaz mevsimine formda girmek, plajlarda gözlerden uzak köşeler aramak durumunda kalmamak. Yine, daha önce diyet yapan herkesin malumu, bin bir emek, açlıktan gözlerimiz kararak verdiğimiz kilolar ne yapar ne eder tekrar yerlerine fazlasıyla döner. Tam da bu noktada Dr. Ozan Tunçer`in söyledikleri belki çoğunuzun içine su serpecek belki de dudak büküp geçeceksiniz. Ben Ozan Tunçer`e inanmak istiyorum. Lütfen söyledikleri doğru olsun. Tunçer ne mi diyor? Kısaca anlatalım: Yapılan tüm diyetlerin faydasız hatta insan sağlığına zararlı olduğunu söylüyor. Her diyetin obeziteye davetiye çıkardığını iddia ediyor. Dahası basit bir yöntemle vücudumuza kulak vererek fazla kilolardan kurtulabileceğimizi söylüyor. Yapmamız gereken acıkınca yemek doyduğumuzda ise yemek yemeyi bırakmak. Ve yediğimiz baklava, börek bile olsa kilo almaktan korkmamak. Dr. Ozan Tunçer ve Natalie Tunçer önce doktorlara dağıtılmak üzere diyetlerle ilgili gerçekleri anlattıkları üç kitap yazdılar. Sonra bu kitapları halk da okusun diye yayınlama karar verdiler. Zayıflama Diyetlerinin Kara Kitabı, Zayıflamak ve Şişmanlamıyorum adlı üç kitap neden kilo aldığımızı ve nasıl zayıflayacağımızı anlatıyor. Ozan Tunçer dünyada diyetlerin ne kadar zararlı olduğu konusunda bir kamuoyu oluştuğunu ve yakın bir zamanda diyet çağının kapanacağını söylüyor… Diyetisyenlere karşısınız…

Ya ben ve benim gibiler doğru ya da onlar. Avrupa`da birçok insan benim gibi düşünüyor. Artık iş öyle bir aşamaya geldi ki ya onlar ya da biz sahtekarız! İnsanlar bunu nasıl test edecek?

Zaten insanlara bu fırsatı verebilmek için bu kitapları çok sade bir dille yazdım. Söylediklerimi mümkün olduğunca başka insanlara ulaştırmaya çalışıyorum. Diyetlerin ne sonuç verdiğini gösteren istatistikler var. İnsanlar kendi deneyimlerinden yola çıkarak da bizim söylediklerimizin doğru olup olmadığını test edebilirler. Hiç etrafında diyet yapmış, kilo verip sonrasında fazlasıyla almamış insan olmayan var mı? İnsanların diyet yapmaları, yedikleri üzerinde bilinçli bir kontrol kurmaya çalışmaları felaket olur. Diyetlerin insan sağlığına kötü etkileri artık gizlenemez bir hale geldi. Buna rağmen bir takım insanlar hala birilerini diyet yapmaya teşvik etmeye devam ediyor. Dünyadaki gelişmelere baktığımızda ise diyet çağı sona eriyor! İnsanlara diyorum ki; diyet çağının son kurbanları olmayın! ÇOCUKLAR TEHLİKEDE

Gerçekten bitecek mi bu ıstırap?

Birkaç sene içinde mutlaka bitecek. Olay iyice ortaya çıkıyor, gizlenemez hale geliyor. Çoğunlukla Amerika ve Avrupa`da yapılan araştırmalar diyetlerin insan sağlığına verdiği zararları ortaya koyuyor. Yapılan propagandalar sayesinde önce Amerika sonra Avrupa şişmanlamaya başladı ve devam ediyor. İnsanlara beslenmenizi, kilonuzu kontrol edin, spor yapın denmeseydi obezite bu boyutta olmazdı. Gerçekten böyle mi oldu?

Yapılanlar insanları giderek şişmanlattı. Hangi ülkede daha çok sağlıkla, yemekle, incelikle ilgili propaganda yapıldıysa o ülkede obezite arttı. Ne kadar baskı yapılırsa obezite o kadar çok patlıyor. Çocuklar da obez oluyor. Çocuğa yemek kültürünü, keyif almayı, çeşitli yemeyi öğretmezseniz sekiz, dokuz yaşında o da diyet yapmaya başlıyor. Eskiden bu konuda Avrupa`dan örnek verirdim. Şimdi bizim çocuklar da aynı durumda. Çocuklar ciddi tehlike altında. Diyet yapmadan obez olmak mümkün değil! Obezite bir hastalık değil mi?

Yoğun obeziteye yol açan bir gen bozukluğu vardır. Bu tür insanlar doğuştan itibaren yer ama hiçbir zaman tokluk duymaz. Ama bu milyonda bir görülecek kadar nadir bir durumdur. Bunun dışında obez dediğimiz kiloya ulaşmak için mutlaka diyet yapmak gerekir. Mutlaka kısıtlı beslenme krizinin yaşanmış olması gerekir. İnsanlar 3-5 kilo alabilirler, bazen böyle iniş çıkışlar olur. Vücut insanı durduruyor, bunun için gerekli mekanizmalar var vücutta. Ama birkaç kilo alan kişi `Birinin bana doğru beslenmeyi öğretmesi gerek` diye hemen doktora, diyetisyene koşuyor. Sonuçta bedenine uyguladığı kısıtlamanın meyvesini kısa zamanda daha çok kilo alarak ödüyor. Fazla kilo sağlığı tehdit etmez mi?

Sağlıkla kilo arasında son derece afaki bir bağlantı kurulmuş durumda. Adam üç-beş kilo alıyor, `Bu kilo senin sağlığını bozar` diyorlar. Böyle bir şey yok! Mümkün değil! Hayatı kısaltacak kadar risk, çok yüksek kilolarda ortaya çıkıyor. Örneğin 1.70 m. boyundaki bir kadın ancak 100-120 kilolara ulaştığında kalp-damar, hiper tansiyon, kanser gibi hastalık riskleri ortaya çıkıyor. İnsanlar estetik ve sağlık açısından diyet tuzağına düşüyorlar. Biz hekimler her hastaya, `Üç, beş kilo versen iyi olur` diyerek söze başlıyoruz. Neden insanlara devamlı kilo ver diye eziyet ediyoruz? Doktorlar da herkesin maruz kaldığı propagandaya maruz kaldı. O yüzden böyle düşünüyorlar. KEYİFLE YİYİN

Yani biri şişmansa, tombulsa hep öyle mi kalacak?

Kesinlikle değil. Şişmanlar üzerindeki olumsuz görüşlerimizi gözden geçirmek zorundayız. Bir insanın kilolu olması, iradesi zayıf, tembel, açgözlü biri olduğu anlamına gelmez. Bir insan kiloluysa büyük ihtimalle diyet kurbanıdır. Bizim tedavimizin bir parçası bu. Karşımıza gelen hastaya, o kiloda en güzel şekilde giyinmesini, dışarıya en güzel mesajı vermesini sağlamaya çalışıyoruz. Bir hasta `kiloluyum, kilo vermeden insan içine çıkamam` derse işiniz zor olur. Bu yöntemle nasıl kilo veriliyor?

Kişinin üzerindeki baskı azalırsa bedeninizin size basit şekilde ulaştırdığı acıkma, doyma sinyallerini daha kolay alırsınız, bu mesajlara daha çabuk uyarsınız. Yani açken yiyecek, doyunca bırakacaksınız. Bunu yapabildiğiniz zaman vücut kendini olduğu kilolarda dengeleyecek. Daha sonra kendinize güven geldikçe, bedeninize hakikaten bir daha kıtlık yaratmayacağınız mesajını verebilirseniz, o zaman bütün fazlalıklarınızdan kurtulacaksınız. Aç kalmadan doymaya devam edeceksiniz ve vücut size fark ettirmeden miktarı azaltacak ve harcamalarını artıracak. Bazı hastalarıma ilk başladığımızda `Korkmayın, yiyin` diyorum, `üç hamburger yiyin, benim kontrolüm altındasınız.` Ve yemek miktarı artınca vücut gevşiyor, insanlar kilo veriyor. Nasıl oluyor bu?

Siz besinleri artırdığınız zaman vücut da harcamayı artıyor. Ya vücut harcamayı artırmazsa?

Vücudun işleme mekanizmalarını biraz anlayıp üzerinde biraz kafa yormaya kalkışmazsanız, o zaman ömür boyu korkuyla `ya yersem, ya kilo alırsam` korkusuyla yaşamanız gerekir. Bazı insanlara bakıyorum, kısıtlamalar o kadar artmış ki neredeyse buzdolabının kapısına kilit vuracak hale gelmişler. Yemek yemekten korkmayın. Oturup bir paket çikolotayı yedim, doymadım ne olacak?

Şunu söylemek lazım; herhangi bir besinin sizi şişmanlattığını düşünmeye başlarsanız açgözlülüğe giden yola girmiş olursunuz. Yani bir diyetisyen veya diyet doktoru size kalkıp baklava, hamburger, şu bu kilo aldırıyor derse bilin ki sizi açgözlülük yoluna itmeye çalışıyor. Vücudun bu koruma mekanizmalarını baskıyla ortadan kaldırıyoruz. İstediğimizi yiyebilecek miyiz yani?

Şu saatten sonra yemek yok, şu kadar öğünden fazla yok, iki litreden az su içmek yok, sabah kahvaltısını atlamak yok, hepsi palavra. Hiçbirinin arkasında bilimsel gerçek zaten yok! Bu fikirlerle mücadele ediyoruz. İhtiyacı kadar yiyebilen insanlar keyifle yiyorlar, korkuyla değil. İnsanları açlık ve tokluk hissiyle yeniden tanıştırmak istiyoruz. SIFIR BEDENLERİN ÇOĞU HASTA OLACAK

Sıfır bedeni nasıl değerlendiriyorsunuz?

34 bedenin altında bir sıfır beden durumu var. Sıfır beden nedir? Ben iddia ederim, sıfır beden giymeye çalışan insanların, genç kızların yüzde 98-99`u doğal kilolarının altında bir kiloya ulaşmak için mücadele veriyorlar. Bunun bedelini çok ağır ödeyecekler yaşamlarında.

Benzer Konular:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir