ses kısıklığı nasıl geçer

Ses kısıklığı nasıl geçer ? Bitkisel çözümlerle ses kısıklığını nasıl geçeceğini anlatan çözümleri sunuyoruz. Sesin oluşumu akciğerlerden gelen hava ile oluşur. Akciğerler solunum havasını gırtlağa doğru iterler ve gırtlaktaki ses tellerinin arasından geçen hava ses oluşturur. Bu ses ağız boşluğu, dil, dişler, burun boşluğu ve sinüsler aracılığı ile konuşma halini alır. Ses kısılığına sebep olan en büyük etken bağırmadır.

Read more 0 Yorum : 04.7.12

pnömoni nedir ?

Pnömoni Nedir? Zatürre olarak bildiğimiz hastalığın tıbbi ismi Pnömoni’dir. Pnömoni, akciğer lobunda meydana gelen iltihaplanma sonucu oluşan, daha çok küçük çocuklar ile yaşlılarda görülen, kronik bir rahatsızlık sahibi olan kişilerde daha ağır bir şekilde görülen ve zaman zaman ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır. Tıp dünyasında ki adı pnömoni‘dir. Hastalığın yaygın oalrak görüldüğü aylar kış aylarıdır, hastalık kendisini, akciğerde bulunana hava keseciğinin itlitaplanması sonucu, oksijen alış verişini yerine getiremeyerek gösterir. Pnömoni ( Zatürre ) olarak bilinen bu hastalığın ingilizcesi Pneumonia’dır

Read more 0 Yorum : 04.3.12

Ciltteki Lekerin ve Benlerin Estetik Ameliyatla Alınması

lekeler Ciltteki Lekerin ve Benlerin Estetik Ameliyatla Alınması
Lekelerin cildin güzelliğini bozduğunu belirtmeye sanırız gerek yoktur. Ben ise kimi devirlerde bir güzellik unsuru olarak görülmüş, hatta bu nedenle kadınlar boyanırlarken yapay benler kondurmuş ­lardır yüzlerine. Ancak bazı benlerin çirkin durabildikleri yine bir gerçek. İşte bu tür benler ve lekeler estetik cerrahiyle yok edilebiliyorlar.
Bu, iki yoldan yapılıyor. Biri, derinin soyulması. Yerel uyuşturma ile deri duyarsızlaştırıldıktan sonra deri spreyle donduruluyor. Bu sayede hem kanama önlenebiliyor, hem de acı duyma olasılığı iyice azaltılmış oluyor. Daha sonra cerrah deriyi soyuyor! lekeli parçayı çıkartıyor, küçük bir fırçayla gerekli düzeltmeleri yapıyor. Beş-altı saat süren bu işlemden sonra yeni derinin oluşması için on gün kadar beklemek gerekiyor. Yeni deri tabiî lekesiz, doğal renginde oluyor. Daha az kullanılan ikinci yöntem ise kimyasal olarak derinin kazınması. Fakat bu daha zor ve tehlikeli. Zira cilt kimyasal maddeye tepki gösterebiliyor, allerji meydana geli ­yor.

0 Yorum : 03.3.12

Ağrı

sirtagrilarikadin AğrıAğrı vücudun herhangi bir yerinde duyulan nahoş bir his olarak tanımlanabilir. Delinme, yanma, bükülme, sıkıştırılma ve gerilme gibi yollarla ortaya çıkar. Ağrı yaratan uyarılar bazı kimyasal Maddelerin dokularda açığa çıkmasına neden olur. Bu maddeler ağrının oluşma ve şiddetlenmesinde rol oynar. Sinir lifleri ile merkez sinir sistemine ulaşan sinyaller ağrının algılanmasını sağlar; buna karşı bedensel ve ruhsal cevap verilir. Aynı uyarının neden olduğu ağrı duyusu farklı koşullarda ve farklı kişilerde belirgin farklar gösterebilir. Özellikle psikolojik faktörler ağrının abartılı olarak algılanmasına ve kronik ağrıya neden olabilir. Sinirlerdeki hasar ağrı yaratabilir. Bu tip ağrılar daha çok yanma hissi ya da iğnelenme şeklinde hissedilir.

Göğüs ağrıları kalp, akciğerler, göğüs duvarını oluşturan kaslar, kemikler ve sinirlere ait olabilir. Özellikle şiddetli, birden başlayan baş, göğüs, karın ağrılarında rastgele ağrı kesici almak hayati sonuçlara neden olabilir.

Kalp ağrısı göğüs kemiğinin arkasında baskı, yanma tarzında hissedilir. Genellikle yürüme, yokuş çıkma gibi bir efor ile ortaya çıkar. Dinlenince geçer. Birkaç Dakika sürer. Uzun süreli, şiddetli, terleme, bulantı, kusma şikâyetlerinin eşlik ettiği ağrılar kalp krizi ile ilgili olabilir. Bu tip ağrı varlığında gecikmeden hastaneye başvurmalıdır. Akciğer hastalıkları ile ilgili ağrılara genellikle ateş, öksürük, balgam, nefes darlığı gibi şikâyetler eşlik eder.
Karın ağrıları batın içindeki organların herhangi birinden kaynaklanabilir. Bazen de göğüste bulunan kalp ve akciğerlerin ağrısı karna yayılabilir. Organların gerilme, büyüme, iltihap, bası ve damar tıkanmasına bağlı hasarlanmaları ağrı yaratır. Genel olarak mide ağrıları göbek ile göğüs kemiği arasında; karaciğer, safra kesesi ağrıları sağ böğürde; dalak ağrısı sol böğürde; bağırsak ve genital bölge ağrıları kasıklarda hissedilir. Böbrek ağrıları bele yayılır. Ancak her zaman bu ayırım doğru olmayabilir. Bir organ ağrısı beklenmeyen bir bölgede hissedilebilir. Şeker hastalığına bağlı komalar, ileri derecede Sıvı kaybı, bazı kan ve metabolizma hastalıkları karın ağrısına neden olabilir. Birden ortaya çıkan karın ağrılarında bu tablonun cerrahi tedavi gerektiren bir karın ağrısı olup olmadığı önemlidir.  Bu amaçla hastayı farklı uzmanlık alanındaki doktorlar birlikte değerlendirerek karar verirler. Ağrıya bulantı, kusma, kabızlık, ishal, idrar şikâyetlerinin eşlik edip etmediği sorulur. Karnın yumuşak veya sert oluşu, Gaz ve dışkı çıkışının devam edip etmediği,  kadınlar için gebelik bulunup bulunmadığı gibi pek çok bulgu tanı açısından değerlidir. Karın ağrılarında da doğru tanı konmadan rastgele ilaç alınması klinik belirtilerin maskelenmesine, yanlış tanıya ve tedavide gecikmeye,  hatta ölüme neden olabilir.
Kol- bacak ağrısı: Kollarda ve ellerde duyulan ağrılar omuz, dirsek, kol ve ellere ait kemik, eklem, kas, yumuşak dokular, damar ve sinirlerden kaynaklanabilir. Benzer olarak bacaklarda ve ayaklarda hissedilen ağrılar da bel, kalça, diz ve ayaklardaki aynı yapıların iltihabi, dejeneratif, tümöral ve infeksiyon nedeniyle hasarıyla gelişir. Bacaklarda birden ortaya çıkan şiddetli ağrı, hissizlik, solukluk ve soğukluk ani bir damar tıkanmasına bağlı olabilir. Acilen doktora başvurulmazsa o uzvun kaybına neden olabilir. Kişilerin kol ve bacaklarında şişlik, renk değişikliği, Sıcaklık farkı, döküntü gibi değişiklikler olup olmadığını kontrol etmeleri gerekir. Böyle bir durum saptadıklarında hekime başvurmaları gerekir.
Baş ağrısı: Kafatasına ait kemik zarı, kafatasına bağlı kaslar, bağlar, saçlı deri, boyun omurgası, sinüsler ve kafa içindeki damarlar ağrı yaratabilir. Baş ağrıları birdenbire ortaya çıkmış,  akut ve uzun süreden beri mevcut, kronik olabilir. Akut başlangıçlı baş ağrıları ateşli hastalıklar, menenjit, beyin apsesi, beyin kanaması, göz tansiyonu krizi, sinüzit, beyin damar tıkanıklığı gibi nedenlere bağlı olabilir. Kronik baş ağrısı yapan nedenler arasında migren, gerilim baş ağrıları, Hipertansiyon, sinüzit, damar iltihapları,  dolaşım yetersizlikleri, Kansızlık, beyin tümörü, sigara, Alkol kullanımı, karbonmonoksit (soba) zehirlenmesi sayılabilir.

Boyun bölgesindeki ağrılar omurganın iltihaplı ve dejeneratif romatizmal hastalıkları, travmalar, tüberküloz ve malta humması gibi enfeksiyonları, kırık, çıkıklarından kaynaklanabilir. Omurga kanalı içindeki omuriliğin tümörleri, omurilikten çıkan sinirlere bası yapan tümör, fıtık gibi nedenler ağrı yapabilir. Yine boyun bölgesinde bulunan kaslar, omuz eklemleri ve iç organlardan kaynaklanan bazı ağrılar boyunda hissedilebilir.
Bel ağrıları da boyun ağrılarına benzer nedenlerle ortaya çıkar. Ayrıca karın içi organlardan kaynaklanan ağrılar ve belkemiğine yayılan tümörler ve bazı kan hastalıkları, kemik erime ve zayıflığı da bel ağrısına neden olabilir.

sırt ağrıları kalp, akciğer, yemek borusu gibi göğüs boşluğunda yer alan organların hastalıklarına bağlı olabilir. Sırt omurgası, omurilik, bu bölgedeki kas, sinir yapılarından kaynaklanabilir. Kemiklerin osteoporoz nedeniyle zayıflaması sırt ağrısı yapabilir. Ayrıca karın boşluğunda yer alan mide, safra kesesi gibi organların ağrıları sırta vurabilir.
Yaygın vücut ağrısı sık rastlanan bir şikâyettir. En çok yumuşak doku romatizmalarına bağlıdır. Depresyon, tiroid, paratiroid hastalıkları, çok eklemi tutan romatizmal hastalıklar, iltihabi kas hastalıkları, osteomalasi (kemiklerde zayıflama) bazı kan hastalıkları, tümöral hastalıklar yaygın ağrılara neden olabilir.
Ağrı yakınması ile gelen hastada ağrının ne zamandan beri bulunduğu, ağrıya eşlik eden başka şikâyetler,  iştahsızlık, zayıflama, ateş, bulantı, kusma, nefes darlığı, öksürük, idrar ve bağırsak şikayeti, hareketlerde zorluk varlığı soruşturulur. Her bir organ ve sisteme özel sorularla ve muayene bulgularıyla ön tanıya varılır. Daha sonra uygun olarak seçilen laboratuar testler, röntgen, tomografi, MR vb incelemelerle kesin tanıya ulaşılır. Bazen tüm incelemelere rağmen çok gelişmiş olanakları olan hastanelerde dahi kesin tanıya varılamaz. O zaman ön teşhisler ışığında hastayı rahatlatacak tedavilere başlanır ve hasta takibe alınır. Zaman içinde ortay çıkan yeni bulgular yeniden değerlendirilir. Hiçbir zaman rastgele tüm incelemelerin yapılması yarar sağlamaz. Çoğu zaman hastalara daha önce yapılan incelemeler ve verilen tedavilere cevabın değerlendirilmesi tanının çabuklaştırılması açısından yarar sağlar. Bu nedenle hastalar önceden yapılan inceleme ve verilen reçeteleri doktora göstermelidirler.

Ağrının ideal tedavisi nedenin ortadan kaldırılmasıdır. Ancak her zaman sebep bulunamayabilir, tümüyle ortadan kaldırılamayabilir. Ağrı çok şiddetli olabilir. Bazen de tanı için gerekli tetkiklerin yapılması zaman alacaktır, bu arada hastanın rahatlatılması gerekir. Bunun için sebep saptanmasa da ağrı kontrolü önemlidir. Tedavi için sıklıkla ağrı oluşumunda rol oynayan kimyasal maddelerin oluşumunu önleyen ya da bunları etkisiz hale getiren ilaçlar kullanılır. Özellikle baş ağrısı ve iskelet sisteminden kaynaklanan ağrılar için bu tip ağrı kesiciler kullanılabilir. Bu grup ilaçların mide-bağırsak sistemi üzerine yan etkileri vardır. Mide-bağırsak tahrişine bağlı bulantı, kusma, karın ağrısı, hatta kanamalara yol açabilirler. Kan hücrelerinde azalmaya, pıhtılaşma sistemine, karaciğer ve böbrek bozukluklarına neden olabilirler. Opium (morfin) türü ağrı kesiciler diğer ilaçlarla azalmayan ağrıların tedavisinde kullanılır. Bu tür ilaçlar bağımlılık yaparlar. Doktorlar tarafından özel reçeteler yazılarak elde edilebilirler.
HAZIRLAYAN; Dr. Füsun ERDENEN

0 Yorum : 03.3.12

AHMET MARANKİ

KOZMİK BİLİM UZMANI AHMET MARANKİ
Tabiatta her meyve sebze insan organlarına benzemektedir ve şifa vermektedir yeterki nasıl kullanılacağını bilmek gerekir diyen maranki açıklamalarını sürdürdü… Herkesin iyi düşünce gücüne sahip olması gerektiğini aksi taktirde sürekli mutsuz olacaklarını belirti ,sürekli hastayım diyen birinin asla hastalıktan kurtulmayacağını adeta hastalığı çağıracağını söyleyen maranki cevizin bademin ve fındığın yaşanttımızda çok önemli oldunu ve herkesin günde birer avuç fındık ,badem ve ceviz yemelerini önerdi
Ceviz;İnsan beynine benzer dolayısıyla unutkanlığı azaltır,hafızayı güçlendirir beyni çalıştırır.Ayrıca toite çok iyi gelir. Cevizi kabuklu alın böylelikle sağlıklı ceviz yersiniz ayrıca cevizin kabukları atmayın.
Saçlarınızın dökülmemesini ve beyazlarınızın kapanmasını istiyorsanız.10 adet ceviz kabuğunu 1litre suda 15 dakika kaynatın, ve saçlarınızı kaynattığınız ceviz suyuyla 3 hafta boyunca yıkayın.saçlarınızın güçlendiğini ve renginin değiştiğini göreceksiniz.
Patatesin :Mideye benzediğini bu nedenle mide sorunu olanların( reflü mide yanması)patasesin ve lahananın suyunu içmelerini önerdi.Zencefil:İnsan vücuduna benserve çok faydalıdır kesinlikle tüketilmelidir.
Mısır;Çok faydalır cildi güzelleştirir,dışı bedene taneleri tenedeki lekelere benzediği için vitiligo(ala )hastalığına çok iyi geilr dedi

Kişniş:özellikle af ,behçet hastalığına çeşitli oluşan ağız yaralarına çok faydalıdır diyen maranki ekledi;bir miktar kişnişi havanda dövdükten sonra 1 bardak kaynar suyun içine atın ve 10 dkk beklettikten sonra için 1 hafta tekraralayın kesinlikle yaralarınızdan kurtulacaksınız
Sarıkantoron:Uykusuzluğa,defresif rahatsızlığa sinir sistemine karşı çok faydalıdır.Depresyondan kurtarır.
kaynak:
HERTELDEN

0 Yorum : 03.3.12

Akantozis Nigrikans

ciltderi3 Akantozis NigrikansDeride simetrik renk koyulaşması ve kadifemsi bir deri kalınlaşması olan plaklar şeklinde ortaya çıkar.

En sık boyun yan yüzleri, ense, koltuk altları, dirsek ve dizlerin arka bölgeleri, göğüs altları, karın kıvrımı, genital bölge ve meme başlarında görülen bu hastalık gri-kahverengi veya siyah renkli olup adeta o bölge kirliymiş izlenimi verir.
Derinin farklı uyaranlara bir reaksiyonu olarak da kabul edilen bu plaklar, herhangi bir yaşta başlayabilir ve her iki cinste eşit sıklıkta gözlenir. Uyaranların eşlik eden bazı iyi ve kötü huylu hastalıklar olduğu düşünülmektedir. Bundan dolayı akantozis nigrikans iyi huylu (ailesel, şişmanlık, ilaçlara bağlı, bazı hormonal hastalıklar ve şeker hastalığına bağlı) ve kötü huylu (mide kanseri, karaciğer, meme, akciğer ve diğer bazı kanserlere bağlı) olmak üzere iki ana başlıkta incelenebilir.
TANI

Kesin tanı deriden alınan küçük bir parçanın incelenmesi ile konulur.  

TEDAVİ

Temelde yatan hastalığın saptanması ve tedavisi sonucunda derideki bulgular da kendiliğinden düzelir. Örneğin aşırı kilodaki kişilerin normal kiloya inmesiyle deri de normal görünümüne döner.
Akantozis nigrikans özellikle habis hastalıkların erken tanısı bakımından önem taşıyan bir deri bulgusudur. Derinizin herhangi bir alanında benzer şikayetler oluşursa Aile hekiminize başvurunuz.

0 Yorum : 03.3.12

Sonraki Sayfa »