Prof.Dr.Ahmet Maranki ısırgan otunun çok şifalı olduğunu ve bir çok hastalığa deva olduğunu açıkladı.
Isırgan otunun nelere iyi geldiği:
-Bel ağrısı,diz ağrısı boyun ağrısı yada her hangi bir yeri ağrıyanların ısırganı çiğ olarak ağrıyan yerinize pat pat diye vurduğunuz zaman ağrılarınız kısa zamanda geçecektir.
-Vücud ödemine karşı:1 litre suya 250 gr ısırganı saplarıyla birlikte koyarak 3 taşım kaynatın,günde 5 bardak için her gün taze olarak hazırlayacağınız ısırgan suyunu 3 ay boyunca için.
maranki.com
AHMET MARANKİ ISIRGANIN FAYDALARI
0 Yorum : 03.2.12
ARI SÜTÜNÜN YARARLARI
Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler onu kullanabilir.
Mevsim dönümlerinde ve büyük kentlerin insana yansıttığı stresi yenmek için arı sütü üçer aylık kürler halinde tavsiye ediliyor. Yorgunluğu yeniyor, morali yüksek tutuyor.
Günde 50 – 100 mg. kullanımı kolesterolü düşürmeye yetiyor. Ayrıca doğal olarak mikrop üretimine engel olan maddeler içerdiği için uzun süre tazeliğini koruyabiliyor
Arı sütünün faydaları
· Bronşiyal Astıma
· Akciğer Hastalıkları
· Uykusuzlukğa
· Mide Ülserine
· Böbrek Hastalıklarına
· Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesine
· Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine
· Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesine
· Sindirim sistemini sağlıklı tutmaya
· Üreme ve boşaltım sistemini korumaya
· Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmaya
· Düşük Tansiyona
· Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermeye
· Yorgunluğa
· Soğuk algınlığı ve gripe
· Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılığı artırmaya
· Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulmasında oldukça etkilidir
kaynak: netten alıntıdır
0 Yorum : 03.2.12
SUNADUMANKAYA GÖZENEKLERİ SIKAŞTIRICI MASKE
Suna dumankaya Gözenekleri sıkılaştıran ve her cilde uygun olan çok etkili bir maske açıkladı.
Malzemeler:
-1Yumurta akı
-1Tatlı kaşığı bal
-1Tatlı kaşığı limon suyu
-1 Çay kaşığı çicek yağı
Her cilt tipine uygun gözenekleri sıkıştıran maske:Yumurtanın akını iyice beyazlaşana kadar çırpın,içersine balı koyup tekrar çırptıktan sonra limon suyunu ve çicek yağını ilave edin ve iyice karıştırın. Daha sonra bir parça pamuğa dökerek yüzünüze ve dekolte bölgenize sürün,pamuktaki karışım bitince tekrar pamuğa döküp 1 kaç kere daha sürün yarım saat bekletin ve yıkayın .Bu maskeyi haftada 2 kere yapın.sunadumankaya.com
0 Yorum : 03.2.12
Bebeklerde Cinsiyet Krizi
Cinsiyet krizi hakkında yeterli bilgiye sahipmiyiz anne adayları…

Doğumdan hemen sonra (3. ya da 4. gün) görülen tipik belirtilerden biri de bebeğin karınında anne ve eteneden (plasenta) geçen estrojen, progesteron, koryonik gonadotropin, lutein yapıcı hormon ve prolaktingibi honnonlann varlığına bağlı olarak ortaya çıkan “cinsiyet krizi”dir.
Bu krizin gidişi sırasında hem erkek, hem de kız bebeklerin dış üreme organları büyümüş ve kabarmış olarak görülür. Kız bebeğin dölyolundan sarımsı beyaz bir sıvı ya da kan gelir (yenidoğanın âdeti). Aynı zamanda dölyatağı normalden daha büyüktür, yumurtalıklarda olgunlaşmış foliküller bulunur ve dölyolu mukozası aşın gelişir.
Erkek bebeklerde prostat büyür ve erbezi torbalan (skrotum) üç hanaya varabilen bir süre boyunca şiş kalabilir.
Aynca doğumu izleyen 11. ya da 12. güne değin meme bezlerinde de büyüme görülebilir. Buna yenidoğanın meme hastalığı denir. Memeden salgı bile sızabilir.
0 Yorum : 03.2.12
Bal Her Derde Deva
Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi, doğanın mucizesi bal, adeta her derde deva. Bal mikrop öldürücü özelliğe sahiptir. Bu özelliğinden dolayı göz ağrılarını gidermek için kullanılır. Bal, karın ağrılarını keser, mideye ferahlık verir. Mide ve bağırsaktaki yaraları tedavi eder. Ülserli hastalardan haftada dört kilo bal yiyen ve buna bir ay devam eden 100 hastadan 97’sinde ülserden kesin eser kalmadığı saptanmıştır.
* Kolayca sindirilir: Bal içindeki şekerlerin bir başka cins şekere (fruktozun glikoza) dönüşebilme özelliği sayesinde, yüksek miktarda asit içermesine rağmen, en hassas mideler tarafından bile kolaylıkla sindirilir. Aynı zamanda bağırsakların ve böbreklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.
* Süratle kana karışır, hızlı bir enerji kaynağıdır: Bal ılık suyla karıştırıldığında yedi dakika içinde kana karışır. İçerdiği serbest şekerlerden dolayı beynin çalışması kolaylaşır. Yapılan son araştırmalara göre, şekerlerin bu kendine özgü karışımı yorgunluğun giderilmesinde en etkili yöntemdir ve atletik performansı artırmaktadır.
* Bal kan yapımına destek olur: Bal kan yapımı için vücudun gereksinim duyduğu enerjinin önemli bir bölümünü karşılar. Ayrıca kanın temizlenmesine de yardımcı olur. Kan dolaşımını düzenleyici ve kolaylaştırıcı yönde etkisi vardır. Damar sertliğine karşı önemli bir koruyucudur.
* Antimikrobiktir: Antimikrobik etmenler belirli bakterilerin, mayanın ve küfün büyümesine engel olur. Balın, bakterinin barınmasına imkan tanımayan özelliği “inhibine etki” olarak adlandırılır.
* Antioksidandır: Sağlıklı yaşamak isteyen herkesin özellikle antioksidan tüketmesi gerekir. Antioksidanlar, hücrelerde normal metabolizmanın zararlı yan ürünlerini temizleyen bileşenlerdir. Balın içeriğinde de güçlü antioksidanlar mevcuttur. Pinocembrin, pinobaxin, chrisin ve galagin gibi… Bunlardan pinocembrin sadece bulunan bir antioksidandır.
* Vitamin ve mineral deposudur: Bal, fruktoz ve glikoz gibi şekerlerin yanı sıra magnezyum, potasyum, kalsiyum, sodyum klorür, kükürt, demir ve fosfor gibi mineralleri de içerir. Nektar ve polen kaynaklarının niteliklerine göre değişmekle birlikte, balda B1, B2, C, B6, B5 ve B3 vitaminleri bulunmaktadır. Ayrıca bakır, iyot, demir ve çinko da az miktarlarda bulunur.
* Yaraların tedavisinde kullanılır: Balın havadan nem çekebilme özelliği, iyileşmeyi hızlandırarak yara izi kalmasını önler. İyileşmenin gücünü artıran kolajen liflerinin üretimini hızlandırır. Balın, yaranın etrafındaki şişkinliği azaltan antienflamatuar bir etkisi vardır, bu aynı zamanda hissedilen acıyı da azaltır.
* Kalitesi arının uğradığı bitkilere göre değişir: Dağlardan ve ağaçlardan alınan balın boş alanlarda alınan bala göre üstünlüğü vardır. Balın yüzde 70’lik kısmı doğrudan kana karışmaktadır. Bunun yanında balın içinde, her türlü mikrobun üremesini engelleyen birçok madde vardır. Bunun sayesinde bal, uzun yıllar boyunca bozulmadan kalır.
* Vücudun erken yıpranmasını engelleyen bir besindir: Bal sinir bozukluğu nedeniyle uyuyamayan insanların sinirleri teskin eder. Mide ülserine de faydası vardır. Bal damarları genişletip, yüksek tansiyonu düşürür. Kalbi kuvvetlendirir ve çarpıntıları giderir.
* Kalbin her tarafının bol kanla beslenmesini sağlar: Bal karaciğerin en iyi dostlarından biridir. Bal karaciğerin kendi kendini tamir etmesine imkan tanır.
* Bronşit, gastrit, romatizma, mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri, kansızlık gibi birçok hastalıklara şifadır: Balın içerisinde, hangi çiçeğin poleni ve miktarı fazlaysa bal o bitkinin karakterize özelliklerini gösterir. (Deli bal diye anılan bal ise tansiyonu düşürür, bir şeker kaşığından fazlasını yemek sakıncalıdır.)
(Kaynak: Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler Kitabı, Prof. Ahmet Maranki)
İşte faydaları…
* Mideye kuvvet verir.
* Çocuklara zeka verir.
* Tansiyon düşürür, iştah açar.
* Doğal diş macunudur,kansızlığı giderir.
* Alaca hastalığının şifasıdır.
* Kabızlığa iyi gelir.
* Damarları açar, romatizmaya ve alerjiye faydalıdır.
* Ağrı dindirici özelliği vardır.
* Cildi yumuşatır, saçları besler, göze faydalıdır, yara iyileştiricidir.
* İshali keser, zayıflatıcıdır.
* Ülser ve mideye oldukça faydası vardır.
* Nezle ve öksürüğe iyi gelir.
* Kalp çarpıntısı için faydalıdır.
* Sedef, sarılık ve beyin hastalıklarında kullanılır.
* Gözün görme gücünü kuvvetlendirir.
GERÇEK BAL nasıl anlaşılır?
* Aynı ölçek iki kaba tam süzülmüş gerçek bal ve glikozlu bal koyup ağırlıklarını karşılaştırdığınızda, gerçek bal çok daha ağır gelir.
* Bal buzdolabında şekerleniyorsa gerçektir.
* Balın kesafeti (yoğunluğu) çok, akışkanlığı sürekli olmalıdır, kesik kesik akan bal sahtedir. Çiçek balı hızlı, çam balı ise daha yavaş akar.
* Bir kaşığa bal koyup ateşe tuttuğunuzda gerçek bal oldukça akışkan olur, dayanıklıdır geç yanar; glikoz balı ise çabuk yanar ve kömürleşir.
* Buzdolabında yaklaşık bir ay bekleyen balın krem ya da tereyağ kıvamına gelmesi balın hakiki olduğunu gösteriyor.
* Sabit kalem (kuşunkalem değil, ucu ıslandığı zaman mor renk yazan) alın bala uç kısımını daldırın, sonra parmağınıza
sürün renkli olarak çıkıyorsa bal karışıktır; çıkmıyorsa hakiki baldır.
* Soğuk havada donma yapmazsa bal sahtedir. Zeytinyağının donması gibi kavanozun alt kısımları donma yaparsa hakiki baldır.
* Sahte balın rengi biraz daha açıktır, normal balın kokusu yoktur. Normal balın kıvamı biraz daha katıdır.
* Balı kaşıkla alıp yere döktüğünüzde sahte bal uzayıp resmen örümcek ağı gibi havada uçar.
* Bal şekerle yapılan diğer şerbetlere nazaran çok daha fazla keskindir. Fazla yendiği zaman genizde hafif yanma yapar. Bu gerçek baldır.
* Düzenli bir şekilde tüketildiğinde gerçek bal şeker hastalarında şeker değerini sadece birkaç puan artırır. Ancak aynı miktarda tüketilen glikozlu bal şeker hastalarını komaya dahi sokabilir.
0 Yorum : 03.2.12
Ateşli çocuğa, soğuk duş aldırmayın
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kürşad Aydın, soğuk duşun, vücudun dış kısımlarındaki kanın beyine akım etmesine ve beyindeki ateşin daha da yükselmesine neden olduğunu, bu nedenle ateşli çocuklara soğuk duş aldırmamak gerektiğini söyledi.Doç. Dr. Aydın, özellikle 6 Ay ile 3 yaş arası çocuklarda görülen yüksek ateşin, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, ateşli havaleye neden olabileceğini belirtti.
Ailelerin, çocuklarında görülen ateşlenmeyi önemsemesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Aydın, ˊˊ100 çocuktan 2 ile 5ˊi ateşli havale geçirir. Ancak yakın akrabalarda ateşli havale görülen kişi, bebeğini önceden muayene ettirip tedbirini almalıdırˊˊ dedi.
Çocuklarda görülen ateşin düşürülmesi için öncelikle çocuğun günlük elbiseleri çıkarılarak, ince bir giysiyle bırakılması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Aydın, şunları kaydetti:
ˊˊOda Sıcaklığı 18-20 derece olmalıdır. Koltuk altı ateşi 38 derecenin üzerinde ise hemen ateş düşürücü şurup verilmelidir. Ateş düşmediği takdirde, 4-6 Saat arayla yeniden ateş düşürücü şurup verilebilir. Havale için en riskli dönem olan 6 ay 3 yaş arası çocuk bulunan evlerde, ateş düşürücü şurup eksik edilmemelidir. Ilık Su ile yıkamak veya ılık Suyla ıslatılmış pamukla vücudu silmek yararlı olabilir. Ancak, soğuk duş, Alkol uygulaması yapılmamalıdır. Soğuk duş, vücudun dış kısımlarındaki kanın beyne akım etmesine ve beyindeki ateşin daha da yükselmesine neden olur. Bu önlemlere rağmen ateşin düşmemesi durumunda, bebek en yakın Sağlık kuruluşuna götürülüp çocuk hekimine muayene ettirilmelidir.ˊˊ
//<![CDATA[document.write("");//]]>
0 Yorum : 03.2.12
« Önceki Sayfa — Sonraki Sayfa »