Altı ayda ideal kilo-Taylan Kümeli


Sık sık yurtdışı seyahati yapan danışanım düzensiz beslenme yüzünden önemli sorunlarla karşılaşmıştı. Ama sağlıklı beslenme ilkelerine uymaya başlayınca altı ayda ideal kilosuna kavuştu

İdeal kiloma nasıl ulaşabilirim? Verdiğim kiloları nasıl geri almam? Hangi yiyecek bünyem için daha faydalı? Diyetimi bozma riski en fazla olan yiyecekler nedir? Suyu hangı ısıda ve ne zaman içmeliyim? Sigarayı bırakınca gerçekten kilo alır mıyım?
İki yılı aşkın bir süredir Milliyet Pazar’da ve salı günleri Milliyet’te bu tür soruların yanıtlarını bilimsel ve anlaşılabilir bir dille vermeye çalışıyorum. Bundan böyle günlük hayatımızdan bir durumu ele alıp sağlıklı yaşam ilkelerinin bu duruma nasıl ayarlanabileceğine ilişkin püf noktaları vereceğim.

Örnek bir vaka
40-45 yaşlarında, oldukça kilolu, yorgun görünümlü ve zor nefes alan danışanım günün son hastasıydı. Ben de oldukça yorgundum ama belli ki hastam da yeni döndüğü seyahat nedeniyle yorgun ve çok ödemliydi (vücudu su toplamıştı).
Önce çocukluğundan o güne kadarki beslenme öyküsünü dinledim. İş yaşamına başlayıncaya dek son derece normal bir kilosu olduğunu, haftada iki kez çıktığı yurtdışı seyahatleri nedeniyle başka ülkelerin yiyeceklerine adapte olmakta zorlandığını, bazen çok geç yediğini, bazen öğünleri atladığını ya da otel odasında bulduğu abur cuburla karnını doyurduğunu anlattı.
Ailesinin genetik yapısında yüksek tansiyon ve yüksek kolestrol de vardı. Danışanımın bir başka kötü alışkanlığı da sigara içmesiydi.
Sağlığı adına tek olumlu davranışı, çalışmadığı pazar günlerı 1-1,5 saat açık havada yürüyüş yapmasıydı. Daha önce iki kez diyet yapmayı denemiş ancak yukarıda anlatılan nedenle bırakmak zorunda kalmıştı.

Neden kilo alırız?
Kilo almamızı üç ana unsur belirler: Genlerimiz, biyolojik yapımız ve sosyal hayatımız.
Genlerimizle başa çıkabilmemiz şu an için mümkün olmasa da gelecekte başımıza gelecekleri fark etmemiz açısından koruyucu beslenme tedavimizde önemli bir noktayı oluşturur…
Danışanımın yüksek tansiyonu ve kolestrolü ailesinde de yaygın görülen bir hastalık tablosuydu. Bu rahatsızlıklarının ilerleyip hayati tehlikeler oluşturmasını engellemek için diyet programıyle birlikte bir kardiyoloğa yönlendirildi. Genel iyileşmenin bir bütün olduğu belirtilerek programı bitse bile kardiyolojik muayenelerini rutin yaptırmasının önemi her görüşmede vurgulandı.
Biyokimyasal verilerinden bizim diyet programımızı etkileyecek en önemlileri şunlardı: Kolesterol, HDL, LDL, trigliserid, homosistein, fibrinojen, HCRP ve Na-K (Haftanın bilgisi bölümünde ne anlama geldiklerini okuyabilirsiniz). Bunların dışında kalanlar da tabii ki önemliydi ancak bu veriler anlattıklarıyla çok paralel bilgileri bize sunacaktı.

Diyet programı
Alınan sonuçlar doğrultusunda kendisine aşağıdaki başlıklarda içerikleri olan bir diyet programı hazırlandı:

Saati ne olursa olsun günde üç öğün yemek yemeliydi. Ara öğünler yediğinde de metabolizması hem daha hızlı çalışacak hem de ana öğünlere daha tok başlamış olacaktı.

Yemeklerini mutlaka yavaş yavaş ve küçük lokmalar halinde yemeliydi.

Mutlaka günde 12 bardak su içmeliydi.

Yemeklerine mümkün olduğunca ilave tuz koymamalıydı.

Ev dışında yiyeceği yemeklerde mümkün olduğunca yağsız olanları seçmeliydi.

Seyahat çantasında keten tohumu, ceviz gibi omega 3 bakımından zengin besinler bulundurmalıydı.
Artık danışanım nereye giderse gitsin, bildiği doğrular onunla birlikteydi. Kahvaltısına başlamadan önce yediği bir adet ceviz içi, kahvaltısında özellikle yağsız peynir ve çok tahıllı ekmek seçmesi, mümkün olduğunca ara öğünlerde kabuklu meyveler yemesi, öğlen ve akşam bol salata ve beyaz ete ağırlık vermesiyle altı ayda ideal kilosuna ulaştı… O, hâlâ seyahat eden ama doğru beslenen ve sağlıklı biri artık

Benzer Konular:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir